DOĞANBEY KÖYÜ

 

DOĞANBEY KÖYÜ

Eski Doğanbey Köyü, M.Ö. 7.y.y.dan günümüze uzanan bir geçmişe sahiptir. Yakın çevresinde; eski gümrük binalarının olduğu Karina, antik yerleşim Tebai ve Lade Adası bulunmaktadır. Köyün ismi Domatia, Mnotia veya Yeni Mnotia’dan gelir. Eskiden evler, büyük bir ormanın içerisinde birbirinden ayrı, her biri büyük avlulara sahip oda şeklinde inşa edilirmiş ve bu odalara Rumca’da Domatia denirdi. Yerleşim biraz daha gelişip köy meydana geldiğinde bu isim aynı zamanda köyün ismi olmuştur. Bu evler, Mykale (Samsun) Dağları’nın yamacına yaslanmış şekildedir.

 

Rum mimarisinin karakteristik özelliklerini taşıyan usta taş işçiliğinin ilk bakışta göze çarptığı sivil mimari dediğimiz Doğanbey; evleri, dükkanları, şapel dediğimiz yapı ve hastanesi ile Arnavut kaldırımı şeklinde döşenmiş dar taş sokakları gibi Türk mimarisinin güzel örneklerini de bir arada sergiler. Sadece mimarisi değil, sırtını dayadığı dağın yamacında bugün Şorlak denen şelalesi, içinden akan Rum halkının Çeşme dediği, eskiden içme suyunu da sağladıkları nehir de görülmeye değerdir.

 

Buradaki evlerin mübadele sonrası bu bölgeye yerleştirilen göçmenlerin yaşamına uygun olmayışı ve köyün gelişebilir olmaması sebebiyle, 1985 yılında köy tamamen boşaltılmış ve Yeni Doğanbey adıyla köyün hemen aşağısında yol kenarında yeni bir yerleşim yeri kurulmuştur.

 

 

 

Köyde 1890’larda hastane amaçlı yapılan ve daha sonra ilkokul, karakol gibi işlevleri yüklenen ve geçen yüzyıl içinde yıpranan bina Dilek Yarımadası-Büyük Menderes Deltası Milli Parkı Ziyaretçi Tanıtım Merkezi olarak restore edilmiştir. Yurt içinden ve yurt dışından gelip bu köyü ve buraya ait kültürel zenginlikleri ile doğal güzellikleri korumayı ve yaşatmayı amaçlayan kişilerce bazı yapıların da restore edilmesi sonucunda köy tekrar yaşanan bir yer olmuştur.