• (0256) 813 80 30
  • info@didimturizmdernegi.org
  • Hafta İçi - 09:00 - 20:00 | Pazar Kapalı

KALAMOS'UN KARGILARI...

Irmak Tanrı Miletos'un (Büyük Menderes) oğlu Kalamos'un adı, yerel dilde kargı olarak bilinen kamıştan gelmektedir. Rüzgar tanrı Zephyros'la Hora'ların birinin oğlu olan Karpos adlı bir delikanlıya tutkunmuş. İki genç bir gün Menderes'de yüzerken, Kalamos arkadaşını geçmek istemiş, Karpos bu yarışmada boğulmuş. Kalamos buna o kadar üzülmüş ki, üzüntüden bir kargı kamışı haline gelivermiş. Adı meyve anlamına gelen Karpos da gözün ölüp ilk yazda dirilen tarla yemişine dönüşmüş. Karpuz sözcüğünün de buradan geldiği söylenmektedir.

Atik dönemden beri insanlık tarafından kullanılan Arundo donax türü kargılar, Anadolu'nun birçok yerinde yerleşimlere adını vermiştir. Ülkemizin bazı köylerinde, turistik ilçelerin plajlarında kargı ismi kullanılmış ve hatta İstanbullular daha iyi bilir. Kalamış'ın adının da kargı kamışlarından geldiği söylenir.

Kargılar, antik dönemden bu yana müzik kültüründe de önemli bir şekilde yer almıştır. Pan flütünden, çobanın kavalına ve gümüzdeki Ney'e kadar üflemeli çalgılarda müzik enstrümanı olarak kullanılmış.

Kalamos'tan bu yana kargılar Büyük Menderes'in her iki yanını yeşil bir gerdanlık gibi süslemiş, dere yatakları, azmak kıyıları ve sulak alanların etrafı sıra sıra kargılarla dizilmiştir. Ovadaki kanal kıyılarından, dere yataklarına, Kuşadası'nda denizin yanı başında bile görmek mümkündür. Eski yıllarda Kuşadası coğrafyasının topraklarında görülebilen kargıların birçoğu, yoğun yapılaşmaların arasında kaybolup gitmiştir. Büyük Menderes Nehri'nin ve dere yataklarının ıslah çalışmalarında, aznak kıyılarında çoğu kez tahrip edilmiş ve birçok yerde yakılmışlardır.

Antik dönemden günümüze kadar, taşımada kullanılan kargıdan yapılan sepetler, keletirler, plastiğin çıkmasıyla birlikte oldukça azalmıştır. Halbuki kullan at plastik poşetler yerine, sürekli olarak kullanılabilecek kargıdan yapılmış sepetler, pazarlarda kullanılsa çevre sçısından ne iyi olur.

Günümüze kadar gelmiş geleneksel el sanatı olan bitkisel örücülük de denilen, halk arasında sepetçilik olarak bilinen bu sanatın, mesleğin ustaları tarafından halen sürdürülüyor.

Artık eskisi kadar sepetler, keletirler yapılmasa da, turizmin gelişimiyle birlikte kargılardan yapılan yeni ürünler keşfedilmiş. Kargılardan yapılan plaj şemsiyeleri il Kuşadası'nda başlamış ve günümüze artık Türkiye'nin kıyısı olan her yerinde kargı şemsiyelerini görmek mümkündür.

El emeğiyle çalışan bu insanlar değişen dünyanın isteklerine göre hediyelik eşyalar, oturma grupları, turistik cafelerin güneşlikleri vb. birçok malzemeyi büyük bir yetenekle yapmaktadır. Oldukça azalan bu mesleğin insanları Aydın'ın Ilıcabaşı'sında, Germencik ve Söke'de geleneksel sanatlarını sürdürmeye devam ediyorlar. Bu mesleğin okulu yok, babadan oğula, anneden kızına geçen yeni çekirdekten yetişen insanlar bunlar. Uygun koşullardaki kargıları bulmaları, telrar sürgün vermesi için muntazam kesişleri,naklederek onları konik bir şekilde istiflemeleri ve kendi geliştirdikleri aletlerle, ailecek herkesin kendi görevini senkronize bir şekilde gerçekleştirdikleri hareketler ve emekleriyle ortaya muhteşem eserleri çıkarmaktadır.

Kargılar köylerde çit yapımında, harımların çevrilmesinde, bazı sebzelere payanda yapılmasında, hayvanlara gölgelik yapımında ve daha pek çok kanuda kullanılmaktadır. Makaralı oltalar çıkmadan önce oltayla avlanan balıkçıların en çok kullandığı malzemeydi kargılar.

Köylerde eskiyen sepetler, keletirler atılmaz, içine saman konularak tavuklara folluk yapılır, gurk olan tavuklar kargıdan yapılan bu sepetlerin içine yatar. Daha da kullanılmaz hale gelirse odun ateşinde yakılırdı. Yani hiçbir şeyi yabana gitmezdi kargıların.

Antik dönemden günümüze devam eden bu el sanatının sürdürülmesi ve desteklenmesi çok iyi olur. Aslında dünyada bu tür otantik meslekler birçok kurum tarafından desteklenmektedir. Birçok ülkede yaygın olarak yapılan ekoturizm faaliyetleri için gelen ziyaretçiler, kültürel mirası devam ettiren bu insanların geleneksel işçiliklerini, yaşam biçimlerini yerinde görerek, aynı zamanda onlara ekonomik olarak katkı yaparak, kendileri de mutlu bir şekilde ayrılmaktadır.

Geleneksel bir şekilde bu sanatı sürdüren aileler için, Kuşadası gibi turizm kentlerinin kırsalında oba tarzı yerler oluşturularak, hem ailelere katkı yapılmış olur, aynı zamanda turizmde yeni destinasyonlar kazanılabilir.

Kargıların hikayesi sadece bu kadar da değiltabi ki... Kargıların bulunduğu yerde zengin bir ekosistem vardır. Birçok kuş kargıların  arasında üremesini yapar, beslenir, saklanır. Su yılanları kargıların içinde barınır, güneşlenmelerini kargıların üzerinde yatarak yapar. Aynı şekilde su kaplumbağaları da kargıların üzerine çıkarak güneşlenir. Kurbağaları da kargıların üzerinde dinlenirken görebiliriz. Nesli tehlike altındaki Tepeli Pelikanların yuva malzemesi olarak kullandıkları önemli malzemelerden biridir kargılar.

Turizmde rehberlerin en güzel anlatabilecekleri bitmez tükenmez hikayesi olan bir bitkidir kargılar. Aydın şivesiyle anlatılan Halil Çavuş'la Mestan Efe'nin arasında geçen "Gagı va, gagıcık vaaa" diye başlayan hikayesi de çok güzeldir.

(Bahattin Sürücü / Mayıs 2020)